Yazılarım, Zihinsel Atıştırmalıklar

Niçinlerinizi Keşfe Hazır mısınız?

Bir süre önce, sihrini keşfettiğim bir kelime oldu: Niçin?

Çoğunlukla “Ne” ve “Nasıl” soruları ve onların cevaplarıyla meşgulüz. Zamanımızın ve enerjimizin önemli bölümünü buraya harcıyoruz. Çünkü içinde yaşadığımız sistem bizi hızlı olmaya, hemen sonuca gitmeye, acele etmeye, kolaycılığa itiyor.

Veri, rakam, planlar, hedefler yani mantıksal, rasyonel yönümüz çoğunlukla duygularımızın, tutkularımızın, inançlarımızın önüne geçiyor.

Yöneticilik yaşamında aşağıdaki soru hep kafamı kurcaladı;

Ne istediğimizi,  beklentimizin ne olduğunu ve nasıl yapılacağını tüm detayıyla, defalarca anlatmamıza rağmen, niçin bir türlü istediğimiz sahiplenmeyi, enerjiyi, tutkuyu, bağlılığı göremiyoruz?

Çalışanların, müşterilerin, iş ortaklarımızın, aslında temel olarak bireylerin, ürünümüzü, şirketimizi, projeyi veya konu her neyse onu sahiplenmesini, heyecan ve tutkuyla harekete geçmesini, bağlanmasını ve hatta sevmesini sağlamak için eksik olan ne?

Aradığım yanıtı, 3 yıl önceSimon Sinek’in “Start With Why” isimli kitabını okuduğumda ve TED’de yaptığı konuşmayı dinlediğimde buldum.

Simon Sinek, sevgiyle, bağlılıkla, tutkuyla takip edilen ve bu sayede rakiplerinden farklılaşan lider, şirket ve markaların ortak yönünü merak ederek yola çıkmış. Yaptığı araştırmaların sonuçlarını kitabında ve konuşmasında paylaşıyor.

Ana mesajı şu; genel olarak ne tarz ürünler sattığını, bu ürünlerin nasıl işe yaradığını anlatan şirketler veya ne yapılması gerektiğini, nasıl bir planı olduğunu anlatan liderleri görüyoruz. Oysa farklılaşan, öne çıkan şirketler ve liderler öncelikle niçin sorusuna cevap veriyor. Yani, öncelikle amacı, içindeki inancı anlatıyor. Sonrasında, veri, rakam, plan vs ile, yani ne ve nasıl sorularının yanıtlarıyla bunu destekliyor.

 

Simon Sinek’in çıkarımı sade bir biyolojik veriye dayanıyor. Ne ve nasıl sorularının yanıtı olan konular beynimizde analitik ve rasyonel kararların alındığı “neocortex” bölgesinde işleniyor. İnanç, tutku, bağlılık, sevgi, mutluluk gibi duyguya yönelik süreç ise “limbic beyin” diye tabir edilen bölgede gerçekleşiyor. Burayı tetikleyen sorular da çoğunlukla niçin ile başlayanlar.

Niçin bizim ürünümüzü alacaklar? Niçin bu şirkette çalışacaklar? Niçin bu projede ekstra efor harcayacaklar? Niçin markamızı sevecekler? Niçin peşimden gelecekler?

“Neocortex” düşüncelerimizi,  mantığımızı, aklımızı simgelerken, “limbic beyin” ise duygularımızı, inançlarımızı, kalbimizi temsil ediyor.

Niçin sorusuna yanıt bulduğunda, işte o zaman, müşterilerimiz, çalışanlarımız bize tutkuyla, sevgiyle, inançla bağlanıyor.

Özetle, akıldan önce kalbi kazandığınızda aradaki bağ çok daha güçlü oluyor.

Martin Luther King’in, milyonları harekete geçiren tarihi konuşmasında “Bir planım var….” değil  “Bir hayalim var…” demesi tesadüf değil.

Beni esas etkileyen aşama ise, bu gerçeğin farkına vardıktan sonra, aynı yaklaşımı kendime doğru yönlendirmem oldu.

Kendi niçinlerimi keşfetme yolculuğuna başlamam önümde yeni ufuklar açtı.

Yaşamımızı mantık ve rasyonel kararlarla yönlendirdiğimizde, yani ağırlıklı ne ve nasıl sorularına odaklı olduğumuzda, duygu boyutunu ıskalıyoruz ve hayattan aldığımız doyum bir türlü istediğimiz düzeyde olmuyor.

İyi maaşı, unvanı, statüsü olan bir pozisyonda çalışırken, mantıksal olarak çok mutlu, keyifli olmamız gerekirken, bir türlü içimizdeki sesin, duygularımızın aynı şeyi söylememesi, tatmin hissine sahip olmamamız nasıl açıklanabilir?

Kendinize niçinlerinizi keşfetmeye yönelik sorular sormayı hiç denediniz mi?

Niçin bu işi yapıyorum? Niçin bu şirkette çalışıyorum? Niçin bu şehirde yaşıyorum? Niçin ilişkimi devam ettiriyorum?

Bu soruların yanıtları net olduğunda, yaşam yolculuğumuza niçinlerimizin farkında olarak devam ettiğimizde, işte o zaman yaşam amacımızın, inançlarımızın, değerlerimizin bilincine varıyoruz.

Sadece mantığımızı değil, hislerimizi de dikkate aldığımızda, tutku, mutluluk, heyecan, sevgi gibi aslında yaşam yolculuğunuza yön veren kararların arkasındaki duygularımızla tanışma fırsatı buluyoruz.

Uzun lafın kısası, yaşamdan aldığımız doyumun, keyfin artması için sadece aklımızı değil duygularımızı, kalbimizin sesini de dinlemeliyiz.

Her birimiz için cevapları bulmanın zor olduğu, ciddi emek, çaba gerektiren, hatta çoğunlukla bilmemeyi tercih ettiğimiz bir çok niçin sorusu var.

Örneğin, “Ben niçin varım?” sorusu üzerinde hiç düşündünüz mü? Bu soruyu bir cümle ile yanıtladığınızda, varlık nedeninizi, yaşam amacınızı, bir başka ifadeyle, Benim Hayatım A.Ş. başlıklı yazımda bahsettiğim bireysel iş planınızın vizyonunu bulma yolunda ciddi bir adım attınız demektir.

Esas soru; siz bu keşfe hazır mısınız? Ya da daha önemlisi, bunu istiyor musunuz?

Unutmayın, asıl fayda sağlayan süreç, nihai cevabı bulmak kadar, bu yönde bir arayış ve akış halinde olmak.

Copyright © 2017· Okan Utkueri

www.okanutkueri.com  sayfalarında yayınlanan tüm içerik hakları Okan Utkueri’ye aittir.

Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir