Yazılarım, Zihinsel Atıştırmalıklar

Sigortacı Gazetesi | Ekim 2025

2000’li yıllarla birlikte başlayan internet çağının yaygınlaşmasını sağlayan iki temel araç vardı; internette gezinmemizi sağlayan internet tarayıcıları (browser) ve aradıklarımızı daha kolay bulmamızı sağlayan, arama motorları (search engine).

Google, geliştirdiği algoritma ve teknolojik alt yapı ile arama motoru dünyasının açık ara lideri konumunda. Plaza Türkçemizde “gugıllamak”olarak tabir edilen bir eylem uzun dönemdir hayatımızda.

Google’a anahtar kelimeleri  girdiğimizde karşımıza uzun bir liste çıkmasına alıştık. Google algoritması ve paralı reklamlara göre şekillenen bu uzun listeden istediğimiz bilgiyi bulmaya, aradığımız yanıta ulaşmaya çalıştık hep.

Yani internetin bu güne kadar olan bölümü, anahtar kelimeyi arama motoruna girmek, önüne çıkan uzun listeyi incelemek ve oradan aradığımızı bulmak, keşfetmek dönemiydi.

Artık bu dönem kapanıyor.

Yapay zeka ve sohbet robotları ile birlikte artık aradığımız yanıt karşımıza direk olarak hazır geliyor. Tabii bunun için yapay zeka uygulamalarına ne istediğinizi, yani kafanızdaki soruyu çok net olarak tarif etmeniz gerekiyor. Bir başka ifadeyle, yeni dönemde çok daha nokta atışı yapmak, ne aradığını iyi bilmek gerekiyor.

Bu yeni dönemde değeri ve önemi çok daha öne çıkacak olan eylem artık “aramak” değil “sormak”.

✻ ✻ ✻

Forbes Türkiye dergisinde Akan Abdula’nın kaleme aldığı ❝Yapay zekanın gerçek yakıtı sorulardır❞ başlıklı makale bu dönüşümü gayet güzel anlatıyor.

Biz hep yapay zekayı büyük veriden beslenen bir teknoloji devrimi olarak algılıyoruz. Bu makale olaya farklı bir pencereden bakmamızı sağlıyor.

Ne kadar mükemmel yapay zeka modelini ve teknolojik uygulamayı geliştirirseniz geliştirin, son kullanıcı doğru soruları sormayı beceremediğinde hiç bir değeri yok. Yani esas fark yaratacak ve başarıyı getirecek olan olan doğru ve etkili soruları sorabilmeyi becermek.

Biliyorsunuz bu aralar “prompt mühendisliği” kavramı çok popüler. Bu beceri yapay zeka araçlarına doğru komutu vermek anlamında kullanılıyor. Makale tam da buradan hareket ederek, insanoğlunun emir ve komut verme alışkanlığını, hatta kibrini ciddi şekilde sorguluyor.

Çünkü bu dönemin yıldızı olan popüler yapay zeka araçları emir ya da komut ile değil, doğru sorularla çalışıyor.

✻ ✻ ✻

Öte yandan önemi bu kadar artan sorma becerisini bırakın teşvik etmeyi genelde bastıran bir sistemin içerisindeyiz. Elbette bunun arkasında sosyolojik temeller, kültürel kalıplar, eğitim sistemi gibi pek çok etken saymak mümkün.

Doğru soru sormak için merak, bilgi, akıl, entellektüel kapasite, cesaret gibi pek çok alt beceri gerekiyor.

Merak, öğrenme açlığı, akıl ve bilgiyle tetiklenen bir arayışla soruların içeriğini doğru oluşturmak, bunu doğru şekilde kelimelere dökmek ve doğru bir şekilde karşımızdakine iletebilmek gibisi yok. Bu beceri hep değerliydi, ama artık yapay zeka çağında çok daha geçerli akçe.

Bu aralar ebeveynlerin aklındaki temel sorulardan birisi; “Yapay zeka çağına hazırlamak adına çocuklarımızı hangi alanlarda geliştirmeliyiz?”

Yanıtlar arasında kesinlikle soru sorma becerisi olmalı.

Kibir ve egosunu bir kenara bırakan, öğrenmeye aç ve meraklı olanlar, kafasını doğru sorularla meşgul eden ve bunları doğru şekilde ifade etmeyi becerenler yapay zeka çağında öne çıkacak gibi görünüyor.

Soruların gücüne ve değerine oldum olası çok inanırım. Koçluk yolculuğum boyunca soru kavramı sürekli gündemimde oldu. Ne de koçluk felsefesinin temel taşlarından birisi güçlü ve derin sorular. Yapay zeka devrimiyle birlikte, soruların öneminin çok daha konuşuluyor olması beni sevindiriyor.

Voltaire yaklaşık 300 yıl önce “Bir insanı cevaplarından ziyade sorularının kalitesiyle yargılayın” diye boşuna dememiş.

Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın