Yazılarım, Zihinsel Atıştırmalıklar

Planlanmış Rastlantısallık

“Planlanmış Rastlantısallık” kavramını ilk kez kızımın okulunda, üniversite ve meslek seçimi konusunda düzenlenen bir seminerde Nevin Dölek’in konuşmasında duymuştum. Velilere verilen ana mesaj; “meslek seçim sürecini zamana bırakın, çocukları çok zorlamayın, ana yönü belirlemelerine destek olun, süreç içerisinde çocuklarınızın seçimi netleşecektir” şeklindeydi.

Geçen yıl başladığım koçluk eğitimleri esnasında da sık sık “akış halinde olmak, akışa bırakmak, akışta kalmak” kavramlarını duydum. Aslında sadece duymakla kalmayıp, üzerinde konuşma, düşünme ve içselleştirme fırsatı buldum.

Aynı süreçte üzerinde durduğumuz bir diğer önemli kavram da “Arayış” içinde olmaktı. Özellikle yaşam amacı, değerler, güçlü yönler, kişisel farkındalık gibi başlıklar altında öğrenmeye, sorgulamaya, arayışa açık olmanın faydasına çok inandım.

Son 6 aylık dönem, şirketteki görevimden ayrılma kararı alıp, gerekli hazırlıkları yapmak ve yeni görevimle ilgili arayışla geçti. Geriye dönüp baktığımda, yaşam yolculuğumun bu kritik dönemecini beni son derece tatmin eden bir süreç olarak geçirdiğimi görüyorum. Bu dönemde bana kılavuzluk eden, zorlu karar alma süreçlerini kolaylaştıran ve bu yolculuğu pozitif bir duygu haliyle yapmamı sağlayan “akış halinde arayış” içerisinde olmaktı.

Hepimizin kader, alın yazısı, ilahi irade artık adına ne derseniz, geleceği belirleyen gizli güce yönelik inancı farklı. Kesin ve net olan ise; bilinmezlikler ve belirsizliklerle dolu yaşam yolculuğu içerisinde, hiç birimizin geleceği kontrol etme gücüne sahip olmadığımız. Öte yandan da, bir çoğumuz güven, konfor, rahatlık gibi güdülerle bu belirsizliği ortadan kaldırma gayreti, çabası içerisindeyiz. Bu açmaz da, bir çoğumuzu strese sokuyor ve rahatsız ediyor.

Bu döngü içerisinde bazı süreçleri akışa bırakmak, birey olarak akışta kalmak inanın çok rahatlatıcı. Elbette bunu yaparken, tamamen her şeyi kadere, şansa bırakmak değil söylemeye çalıştığım. Tam tersine, üzerine düşen hazırlığı, çabayı, arayışı göstermek gerekiyor. Bu sayede hem kendimizi belirli ölçüde rahatlatırken hem de istediğimiz sonucun oluşmasına etki etme şansına sahip olabilirsiniz.

Planlanmış Rastlantısallık tam da böyle bir şey. Süreci rastlantısal bir şekilde akışa bırakmak, ama bu arada da gerekli planlamayı, hazırlığı, arayışı yapmak. Sonuçta ne aradığını bilmiyorsan zaten aradığını bulduğunu da fark edemezsin.

Örneğin iş arayışı içindesiniz diyelim. Önünüzdeki süreçte karşınıza fırsatların çıkıp çıkmayacağını, o fırsatların sizi tatmin edip etmeyeceğini ya da o işe kabul edilip edilmeyeceğinizi kesin olarak bilme şansınız yok. Bu belirsizliğin, bilinmezliğin stresi içerisinde negatif, karamsar ve depresif bir halde olmanızın sonuca bir katkısı olmayacak. İşi tamamen rastlantılara, kadere, tesadüflere bırakmak da bir çözüm değil.

O zaman yapılması gereken, bir yandan CV hazırlamak, Linkedin hesabını güncel tutmak, iş ilanlarını takip etmek,  çevrenizi harekete geçirmek gibi planlamaları yapmak ama aynı zamanda da, işi akışına bırakıp, önünüze çıkacak fırsatları, seçenekleri pozitif bir ruh haliyle beklemek.

Bu süreçte bir diğer önemli olumlu etken de, kişisel farkındalığın ve özgüvenin yüksek olması. Başka bir yazıda detaylarına gireceğim “Koçluk”  işte tam bu noktada devreye giriyor. Koçluk, bireye destek olan, bu tarz zorlu süreçlerde kılavuzluk eden bir araç. Yaşam amacınıza, güçlü yönlerinize yönelik farkındalığınız arttığında, zihniniz berraklaştığında özgüveniniz de artıyor. O zaman da, bir kapana kısılmış gibi hissetmek, çaresizlik içerisinde olmak yerine, önünüzde aslında farkına varmadığınız ne kadar çok seçenek olduğunu görüp pozitif bir psikolojiye kavuşuyorsunuz.

Sonuçta yaşam yolculuğunun kendisi, sürekli bir arayışla geçen bir akış hali.

Akışta kalıp arayışa devam….

Copyright © 2014 · Okan Utkueri

www.okanutkueri.com  sayfalarında yayınlanan tüm içerik hakları Okan Utkueri’ye aittir.

Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir