Yazılarım, Zihinsel Atıştırmalıklar

Can Sıkıntısı bir fırsat olabilir mi?

Can sıkıntısı sizde nasıl bir çağrışım yapıyor?

Canınızın sıkılıyor olması acaba bir nimet mi yoksa külfet mi?

Negatif algılanan, genelde olumsuz çağrışımlar yapan, ama bu yanılsamaya karşın, aslında özünde pozitif unsurlar barındıran kavramlar üzerine kafa yoruyorum bu aralar.

Bunlardan birisi de can sıkıntısı. 🤓

✻ ✻ ✻

Öncelikle bahsettiğim “can sıkıntısı” nedir onu tanımlayalım.

“Anlık telaşe, meşgale, ilgi ve merak uyandıran bir durum olmaması ile tetiklenen, boş zaman bolluğu ve içsel arayışlarla daha da alevlenen bir duygu hali”

Yoksa depresif bir ruh halini, derin endişelerle bezenen bıkkınlık, bezginlik durumunu kastetmiyorum.

Ya da, kızgın, sinirli olmanın karşılığı olarak kullanılan, “canımı sıkma, kafamın tasını attırma, beni daraltma” kıvamında bir can sıkıntısı değil.

Basit anlamda, zaman geçirecek bir şeyler bulamamak, boş kalmak ve sıkılmaktan bahsediyorum.

✻ ✻ ✻

Bu tanımdan yola çıkarsak, canı sıkılan birisinin kafasını meşgul eden daha büyük dertleri yok, bir şeylere yetişme telaşesi içinde değil , boş zamanı var denilebilir. Aynı zamanda, belli konulara yönelik kaygıları, dertleri veya arayışları var diye de eklenebilir.

Böyle bakıldığında aslında can sıkılması bir lüks, nimet ve fırsat.

Asıl konu, canınızın sıkıldığı o anları nasıl geçirdiğimiz.

Sosyal medya mecralarında ekran kaydırmak ve “doomscrolling” en büyük tuzak. Malum, sürekli elimizdeki dijital ekranlar can sıkıntısının en popüler panzehiri bu aralar.

Bu arada illa kitap okumak, eğitime katılmak gibi ulvi aktivitelerden bahsetmiyorum. Sebepsizce sokakları dolaşmak, aylaklık yapmak, kendinle baş başa kalmak da can sıkıntısını gidermenin güzel yolları.

Bu ortamda can sıkıntısı üzerine kafa yormak büyük bir lüks, farkındayım. Renkliyakalı dönemin benim adıma en güzel taraflarından birisi de böyle güzel lükslerimin olması.😎

✻ ✻ ✻

Elbette can sıkıntısının asıl büyük düşmanı geçim sıkıntısı.

Bu konuda internette keşif safarisi yaparken karşıma Dücane Cundioğlu’nun paylaşımları çıktı. Beni epey düşündüren ondan iki alıntıyı sizle paylaşayım.

❝ İki tür sıkıntı vardır; geçim sıkıntısı ve can sıkıntısı.
İlkinin varlığı ve ikincisinin yokluğu bilim ve felsefenin oluşmasına izin vermez.
Yüksek düşünce ve sanatın en temel besini “boş zaman”dır.
Boş zamanı yoksa hakikati nasıl arayabilir insan? ❞

❝ Düzenli yaşam tekindir ama can sıkıntısına yol açar.
Düzensiz yaşam eğlencelidir ama o da geçim sıkıntısına yol açar. ❞

✻ ✻ ✻

Benim gibi yaşamın üçüncü çeyreğine geldiğinizde, geçim ve yaşam dertlerini belli ölçüde minimize etmeyi başardığınızda, can sıkıntısı kavramı ile nasıl baş ettiğiniz, o anları nasıl değerlendirdiğiniz yaşam kaliteniz için çok daha belirleyici olmaya başlıyor.

O değerli zamanları nasıl daha anlamlı, yaratıcı ve yapıcı şekilde geçirebiliriz?

Bu refleksi olabildiğince erken kazanmak, bu döneme hazırlıklı gelmek çok önemli avantaj, benden söylemesi.

Anlattıklarım sizin kulağınıza nasıl geliyor? Siz ne düşünüyorsunuz?

Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın