“Liderlik” kavramı, herhalde hakkında en çok yazılan, konuşulan, tartışılan, araştırma yapılan kavramların başında geliyordur. İş yaşamı içinde olup da, farklı başlıklar altında “Liderlik” ile ilgili eğitim programına katılmayan, sunum ve konuşma dinlemeyen, kitap okumayan yoktur.
Bir süredir aklıma şu soru takılıyor;
❓➤ Acaba bu kadar popüler ve yaygın hale gelen liderlik eğitimleri, makaleler, kitaplar vs etrafımızda bol miktarda hormonlu liderler mi yaratıyor?
❓➤ Alınan tüm bu dış destekler, bireylerin liderlik gelişim sürecine ne kadar “organik” bir katkı sağlıyor?
❓➤ Yoksa aynı hormonlu katkı maddeleri gibi, süreci hızlandırmasına karşılık, bireyleri kendi özlerinden, doğal, saf yapılarından uzaklaştırır nitelikte mi?
Markete, manava veya pazara alışverişe gittiğimizde hormonlu gıdalar ile doğal, organik olanları birbirinden ayırt etmeye çalışırız. Aslında hormonlu salatalıklar, domatesler, hepsi aynı boyda, aynı renkte, aynı dış görünüme sahip, dışarıdan bakıldığında gayet renkli, canlı, standart bir yapıdadırlar. Yani aslında, dış görünüm olarak çok daha caziptirler. Ne kadar lezzetsiz olduğunu ancak salatalığı ikiye kırıp, içini kokladığınızda, tadına baktığınızda hissedersiniz. Hormon, plastik, doğallıktan uzak bir tat bırakır ağzınızda.
Organik salatalıklar ise, üzeri topraklı, farklı boyut ve görünüşte, hatta renkleri bile birbirinden farklıdır. Dış görüntüsü o kadar cazip olmasa da, yakından inceleyip, tadına baktığınızda, kokusunu hissettiğinizde farkını anlarsınız.
Doğal ortamda yetişmiş salatalığın, domatesin kokusu, lezzeti hiç bir şeye değişilmez.
Acaba bu kadar popüler ve yaygın hale gelen liderlik eğitimleri, sunumlar, makaleler, kitaplar vs vs etrafımızda bol miktarda hormonlu liderler mi yaratıyor?
✅ Benzer okullardan mezun olmuş,
✅ Benzer şekilde konuşan, giyinen, davranan,
✅ Benzer kurum içi eğitim programlarından geçmiş,
yani bir nevi genetik kodlarıyla oynanarak standart bir kalıba sokulmuş hormonlu liderleri etrafımızda görmüyor muyuz?
✻ ✻ ✻
Organik Liderlik deyince, hiç bir dış destek alınmamasını kastetmiyorum elbette.
Alınan eğitimler, okunan kitaplar, katılınan programlar, dinlenen konuşmacılar liderlik yolculuğundaki gelişim sürecine kesinlikle katkı sağlayacaktır ve son derece önemlidir.
Aynı organik gıdaların yetişme sürecindeki güneş, toprak, su, gübre, bakım ihtiyacı gibi. Organik gıda yetiştiricilerine sorarsanız, hasat öncesindeki sürecin ne kadar zahmetli, emek ve özen gerektirdiğini duyacaksınız.
Yeter ki tüm bu dış katkıları kendi özümüzü, karakterimizi, dna kodlarımızı, özgün yapımızı bozmadan, zarara uğratmadan, organik bir gelişim ve öğrenim yolculuğu olarak kullanmayı başaralım.
Hormonlu liderlerin, yani doğallıktan, özünden uzaklaşmış, hissetmeden, içselleştirmeden, öğretilen ezberleri uygulayan, etrafındakileri kopyalayan, birbirine benzer şekilde davranan liderlerin etraflarına, çalışma ortamına zararlı olduklarını düşünüyorum. Aynen hormonlu gıdalar gibi..
Benzer bir zararı da, prototip bir yönetici / lider formatı yaratmak üzere herkesi benzer kalıplara sokmaya çalışan kurumsal dünyanın çarkları veriyor. Farklı renklere, seslere, duruşa sahip yetenekleri bu tarz kalıplara sokmaya çalışmak onların içindeki özgün, yaratıcı ve sıradışı becerileri de törpülüyor.
✻ ✻ ✻
Doğallığın değerinin paha biçilmez olduğu inancındayım.
Özünü, değerlerini, içtenliğini, özgün yapısını koruyarak, liderlik becerilerini doğal bir süreç içerisinde geliştirmiş organik liderlerin değerinin ve öneminin önümüzdeki süreçte artacağı ümidini taşıyorum.
Asıl sorulması gereken sorular;
❓➤ Organik Liderlik kavramı içerisinde ön plana çıkan, doğal, özgün bir liderlik yaklaşımında olması gereken, gelişim sürecinde üzerinde durulması gereken kavramlar neler?
❓➤ Yeni nesil liderlerimizin hormonlu değil de organik liderler olmasının yolu nedir? Bu konuda neler yapılabilir?
Doğallığın, saflığın, içtenliğin ışığının her daim yolumuzu aydınlatmaya devam etmesi dileğiyle…
Copyright © Okan Utkueri
www.okanutkueri.com sayfalarında yayınlanan tüm içerik hakları Okan Utkueri’ye aittir.